10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2.Dönem 2.Yazılı Soruları
10.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2.Dönem 2.Yazılı Soruları WORD İndir
2026-2027 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
……………………………………………………… LİSESİ
10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ
2.DÖNEM 2.ORTAK YAZILI YOKLAMA SINAV SORULARI
AD: SOYAD: SINIF: NO:
Oğuz illerinde Bay Büre Bey’in oğlu Bamsı Beyrek, hem yakışıklılığı hem de alp yürekliliğiyle bilinir, adı tüm obalarda hürmetle anılırmış. Beyrek, Oğuz’un en güzel kızı Banu Çiçek ile evleneceği günün hazırlıklarını yaparken, yurtlarına göz diken düşmanlar sinsi bir plan kurmuşlar. Düğün gecesinden hemen önce, karanlığı fırsat bilen düşman askerleri Beyrek’in oturduğu odaya baskın düzenlemiş. Sayıca çok üstün olan düşmana karşı Beyrek ve yiğitleri sabaha kadar çarpışmış, ancak talih yüzlerine gülmemiş; Beyrek yaralanarak esir düşmüş ve Bayburt Kalesi’ne götürülmüş. Bamsı Beyrek, karanlık ve soğuk zindanlarda tam on altı yıl tutsak kalmış. Bu uzun yıllar boyunca ne Oğuz ellerine olan özlemi bitmiş ne de içindeki ümit tükenmiş. Düşman beyi, ona diz çöktürmek için her yolu denemiş ama Beyrek’in dik başını ve asil duruşunu eğmeye gücü yetmemiş. Bu sırada Oğuz yurdunda ise herkes Beyrek’in öldüğünü sanıyormiş; anası babası gözyaşı dökmekten kör olma noktasına gelmiş, yavuklusu Banu Çiçek ise yas tutmaktan karalar bağlamış. Töre gereği, artık Beyrek’ten ümit kesilince Banu Çiçek’i başka bir beyle evlendirme kararı alınmış. Düğün hazırlıkları sürerken, kalede Beyrek’in asaletine hayran olan düşman beyinin kızı, ona gizlice yardım ederek zindandan kaçmasını sağlamış. Beyrek, altındaki sadık atıyla gece gündüz demeden bozkırları aşmış, dağları devirmiş ve tam düğünün yapılacağı gün Oğuz yurduna varmış. Üstü başı perişan halde olduğu için onu kimse tanıyamamış. Bir ozan kılığına girerek düğün toyuna katılmış ve eline kopuzunu almış. Kopuzun tellerine vurup öyle yanık, öyle asil ezgiler söylemiş ki, onun sesini ve sözlerini duyan Banu Çiçek ile eski dostları karşısındakinin yabancı bir ozan değil, yıllardır yollarını gözledikleri Bamsı Beyrek olduğunu anlamışlar. Beyrek’in sağ olduğu haberi dalga dalga tüm obaya yayılmış. Obada bozulan oyunlar bozulmuş, düşmanla iş birliği yapanlar yurt dışına sürülmüş. Bay Büre Bey ve hatunu, oğullarına kavuşmanın sevinciyle yeniden hayata dönmüşler. Oğuz’un büyük beyleri toplanmış, kırk gün kırk gece süren yeni bir düğün kurmuşlar. Kopuzlar bu kez zafer ve kavuşma için çalınmış, aşlar dökülmüş, fakirler doyurulmuş. Dede Korkut gelip boy boylamış, soy soylamış; bu yiğitliğin ve sadakatin destanını dillendirerek Oğuz töresinin sarsılmaz birliğini tüm dünyaya bir kez daha ilan etmiş
.1- Yukarıdaki metnin konusunu, temasını, metnin yazılış amacını, milli değerlerini kısaca yazınız. (20 p.)
Konusu: Oğuz alpı Bamsı Beyrek’in evleneceği gün düşmanlar tarafından esir alınması, 16 yıl süren tutsaklığın ardından kaçarak yurduna dönmesi ve bir ozan kılığına girip kendisini kabul ettirerek toyu (düğünü) yeniden kurmasıdır.
Teması: Sadakat, sabır, yurt sevgisi, özgürlük aşkı ve aile bağlarıdır.
Metnin Yazılış Amacı: Türk kültüründeki kahramanlık, fedakarlık ve aidiyet duygularını gelecek nesillere aktarmak; zorluklar ve esaret karşısında asla boyun eğmemek gerektiğini vurgulamak ve Oğuz töresinin (toplumsal düzenin) sarsılmaz gücünü göstermektir.
Metindeki Milli ve Kültürel Değerler: Kopuz ve Ozanlık Geleneği: Beyrek'in kendisini tanıtmak ve duygularını ifade etmek için kopuz çalıp ezgiler söylemesi, Türk sözlü kültürünün en önemli simgesidir. Töreye Bağlılık: Toplumun kurallarla yönetilmesi, ümit kesilince evlilik kararı alınması veya hile yapanların yurt dışına sürülmesi Türk hukuku ve töresini gösterir. Toy (Şölen) Kültürü: Büyük kararların ardından veya kavuşma anlarında "kırk gün kırk gece düğün yapılması", "aş dökülüp fakirlerin doyurulması" Türklerdeki sosyal devlet ve paylaşım anlayışını yansıtır. Dede Korkut'un "Boy Boylayıp Soy Soylaması": Hikayenin sonunda bilge bir atasının (Dede Korkut) gelip dua etmesi, destan söylemesi toplumsal hafızaya ve büyüklere verilen değeri gösterir. Alplık (Kahramanlık) ve Asalet: Düşmana boyun eğmeme, tek başına mücadele etme ve namus/vatan bilinci alp kültürünün doğrudan yansımasıdır.
2- Metinden hareketle bulacağınız sözcük türlerinden ikişer örneği aşağıdaki tabloya yazınız (24 p.)
|
SIFAT |
ZAMİR |
ZARF |
FİİL |
BAĞLAÇ |
EDAT |
|
Alp yüreklilik, tüm obalar, güzel kızı, sinsi bir plan, on altı yıl, uzun yıllar, sadık atı, asil ezgiler, yabancı bir ozan
|
Ona, herkes, karşısındakinin, |
En, yaparken, hemen önce, ozan kılığına girerek, |
bilinir, anılırmış, kurmuşlar, düzenlemiş, çarpışmış, gülmemiş, sanıyormuş |
Hem… hem de, ve, ne… ne de, ama, ancak, ki, ile, |
(yürekliliği)yle, için, |
3. Aşağıda verilen iki şiiri tabloda yer alan özelliklere göre karşılaştırınız. (20 p.)
|
VATAN MERSİYESİ |
HARNAME |
|
Âh yaktık şu mübârek vatanın her yerini Saçtık eflâke kadar dûdunu, âteşlerini Kapadı gözde olanlar çıkacak gözlerini Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini Yoğimiş kurtaracak bahtı kara mâderini
Kendimizden neden olduk bu kadar me’yûs Gidelim dâdına Allah için ehl-i nâmûs Sönüyor şem’-i emel işte kırıldı fânûs Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini Yoğimiş kurtaracak bahtı kara mâderini
Vardı tâ Ka’be’ye Zemzem gibi hûn-âb akıyor Yerdeki hûn-ı şehîdânı bu hasret yakıyor Yine erbâb-ı hevâ seyrine çıkmış bakıyor Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini Yoğimiş kurtaracak bahtı kara mâderini … N.KEMAL |
Bir eşer var idi zâif ü nizâr Yük elinde katı şikeste vü zâr
Gâh odunda vü gâh suda idi Dün ü gün kahr ile kısuda idi
Ol kadar çeker idi yükler ağır Ki teninde tü komamışdı yağır
Nice tü kalmamışdı et ü deri Yükler altında kana batdı deri
Eydür idi gören bu sûretlu Tan degül mi yürür sünük çatlu
Dudağı sarkmış u düşmiş enek Yorılur arkasına konsa sinek … ŞEYHİ |
|
Bent |
NAZIM BİRİMİ |
Beyit |
|
Aruz |
ÖLÇÜ |
Aruz |
|
Vatan sevgisi, vatanın işgali karşısında duyulan üzüntü ve hüsran (Toplumsal/Siyasi). |
KONU, TEMA |
Hırs, kanaatsizlik, elindekinin kıymetini bilmeme ve hiciv (Bireysel/Ahlaki/Alegorik). |
|
Tanzimat |
YAZILDIĞI DÖNEM |
Divan |
4. "Agâh Bey, İstanbul’dan daha yeni gelmişti; Anadolu’nun bu ücra kasabasında tahrirat müdürlüğü yapacaktı. Zihninde memlekete hizmet etmek, buraları düzeltmek gibi büyük ve idealist fikirler vardı. Fakat kasabaya adım atar atmaz onu karşılayan şey, ne bitmek bilmeyen işler ne de resmî ciddiyetti. Herkes onu nehir kenarındaki o meşhur şeftali bahçelerine, eğlenceye çağırıyordu. Agâh Bey ilk günler bu tembelliğe, bu umursamazlığa karşı direndi; memleketin kurtulması için çalışmak gerektiğini düşündü. Ancak gün geçtikçe, o serin gölgeler, olgun şeftalilerin kokusu ve saz sesleri idealist aydını da içine çekti. O da diğerleri gibi entarisini giyip keyif çatmaya başladı; İstanbul’da kurduğu bütün büyük hayaller, şeftali bahçelerinin rehavetinde eriyip gitti."
Yukarıdaki parça, Refik Halit Karay’ın "Memleket Hikâyeleri" adlı eserinde yer alan "Şeftali Bahçeleri" hikayesinden alınmıştır. Bu parçadan yola çıkarak,
a)Hikayedeki Agâh Bey karakteri üzerinden, dönemin hangi aydın tipolojisi ve çatışması eleştirilmektedir? (5 p.)
Metinde, taşraya büyük ideallerle giden ama oradaki yerel düzene, rehavete ve tembelliğe ayak uydurarak pes eden idealist İstanbul aydını eleştirilmektedir. "Memleket için çalışmak" ideali ile "çevrenin sunduğu rahat yaşam ve tembellik" arasındaki çatışma anlatılmıştır.
b)Metnin dil ve üslup özelliklerini Milli Edebiyat Dönemi'nin genel anlayışı çerçevesinde değerlendiriniz. (5 p.)
Milli Edebiyat’ın "Yeni Lisan" anlayışına tamamen uygundur. Konuşma diline yakın, yabancı tamlamalardan uzak, son derece sade, akıcı ve yalın bir Türkçe kullanılmıştır. Tasvirler (betimlemeler) süs olsun diye değil, kasabanın havasını okuyucuya hissettirmek için gerçekçi bir şekilde yapılmıştır.
5-Fabl haritasındaki unsurları kullanarak bir fabl yazınız. (serim, düğüm, çözüm ve öğüt bölümlerine, anlam bütünlüğüne, yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat edilecektir.) ( 20 p.)
NOT: Her sorunun doğru ve tam cevabı 10 puandır. Sınav süresi 40 dakikadır. Başarılar.
……………………
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni